maya imya aglaya


olana kadar içinden tekrarlamalısın
mayaimyaaglaya@gmail.com


.

biz bir araya gelince, yanımızda o an çok sevdiğimiz kitaplardan biri olur. kendiliğinden oluyor bu. onlarca kez okunmuş, karalanmış, cümlelerin yanına cümleler eklenmiş, sayfalarının belki bazısı yırtılmış, çay, kahve ve mürekkep lekeleriyle dolu kitaplar. parlak, süslü ciltleri özenle hırpalanmış, fiyat etiketleri kazınmış kitaplar. hatta sevdiğimiz kitapların sevdiğimiz bölümlerini kesip kendi kendimize ciltlemeye çalıştığımız da aynıyla vâkidir. bir tuhaf eğlence. okitabı okuduğumuza dair bir iz, bir serüven. tekrar dönüp okumaya kalkıştığımızda karşımızdaki bambaşka bir kitab. zaten hırpalanmamış kitap, yok okuyamıyorum. hani ben toprağım ya, elime düşen herşeyi hırpalayıp başkalaştırıyorum rum rum rum. yani öyle oluyormuş. bunu düşünmek bir müddet eylendirdi. hmm ne dersin:

“Büyümediği, gerçek dünyaya karışmadığı için üzülüyordu. ‘Gerçekten bucak bucak kaçıyorum,’ diyordu. Birini sıkıntıda görünce çocuk gibi ortadan kaybolmak istiyorum. Korkaklıktan değil; kendimi onun yerine koymaktan. İnsanların karşısında bazen de o eski aptalca utangaçlığım yüzünden dikilip kalıyorum. Gitmek gerektiği halde bir türlü uzaklaşamıyorum. Her zaman gerekenin tersini yapıyorum, çocuklar gibi. Kitaplarla, yani bir çeşit masal dünyasıyla hayatı karıştırıyorum eskisi gibi. Galiba gittikçe de düzeltilemez oluyorum bu konuda. Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını farkedemiyorum. Bazen, suratıma bir garip bakıyorlar; o zaman uyanır gibi oluyorum.

 Benim için bütün oyunlar, romanlar, hikâyeler herkesin anladığından başka bir anlam taşıyor. Bütün hayat, bütün insanlık bu kitaplarda anlatıldı, bitirildi. Yeni bir şey yaşamak, yeni bir kitap tanımak oluyor benim için. Kitaplarla ve onların yazarlarıyla birlikte yaşıyorum. Önsözlerle yaşıyorum. Hiçbir yazar şaşırtmıyor beni: çünkü hayatlarını sonuna kadar biliyorum. Gerçek dediğiniz dünyadaysa kimin ne yapacağı belli değil. Her gün şaşırtıyorlar beni. Yazarlarımla yaşamak daha kolay. 1886’da N. kasabasında doğdu. Babası, annesi, kardeşleri, çevresi, yaşarken kimsenin bilmediği ıstırapları, kuruntuları, arkadaşlarıyla kavgasının gerçek nedeni, hepsi hepsi satırların arasında. Tanımadığım yönlerini merak ediyorum ilk sayfalarda; fakat biliyorum hemen her şeyi öğreneceğimi.

Bana kitap kurdu, boş hayaller kumkuması, hayatın cılız gölgesi gibi sıfatlar yakıştırılabilir. Şövalye romanları okuya okuya kendini şövalye sanan Don Kişot’a benzetebilirsiniz beni. Yalnız onunla bir fark var aramda: ben kendimi Don Kişot sanıyorum. Kitaplardan, yaşantılarım için yararlanamadığımı ve kendimi bir biçime sokamadığımı da yüzüme vurabilirsiniz. Ne yapabilirim?” *