‘vazife icabı’ ya da ‘insanlık adına’ bişeyler bişeyler yapıyorlar. bunu yaparken kibirlerinden çatlayacaklar. saf güzelliğe yakışmayacak bir süper titizlik, aslına rücû etmesine imkân vermeyecek bir sentetiklikle. bütün bunlar burada, bizim gezegenimizde oluyor. sonra bir sürü şey bir sürü şey ve bir sürü şey daha.
bunun üzerine adamları gördüm ve ‘nasılsınız’ yerine ‘aslınız ne’ diye sorup karşımdakinden ‘hı?’ yanıtını alınca, bunu açıklayamayacak kadar konuşmayı unuttuğumu farkettim. ben de ben de yaratıldım bir kan pıhtısından ama onlar da. görüyorsun bak, tek muhatabım sen olsan ya. mecbur bırakma.