.
ne kadar uzaksın böyle. [seni daha iyi görebilmek için.] birisi hakkında “o çoksevdiğimizbiri sonsuz uykusunda” dedi. hâ? ne? nasıl? hayııır. hem o uyumayı sevmez ki, gözlerini dinlendirecek kadar belki, onu rüyasında görecek kadar uyur, yoksa çok sıkılır, kesin uyumuyordur. sonra hadi gel biraz yürüyelim oldu. o ne zaman yürüyelim dese ayaklarıma can geliyor. peki diyip kalktım. ‘önce ölmelisin ama’ dedi. hayret ilkel tepkilerle belli olur. “hâ” dedim. kalbim güm güm güm. kalbimizin akustiği çok tuhaftır. mesela bazen küt küt küt diye de atabiliyor. bazen tık tık tık diye. bazen do re mi fa. bazen de sadece nefes. nefesi. “sen de ölmekten hiç anlamıyorsun kalblerimiz yaşasın diye öyle dedim” dedi. hadi canım çokşakacısın. şaka diyildi. ben de dedim ki “kalblerimiz yok, kalbimiz var.” ikililik mi görüyorsun hâlâ. bu nebiçim ‘daha iyi görmek’. sonra birazcık ağzını kırmış olabilirim. ama önce acıyı çeksin ki demlendikten sonra artık acımasın. demlendikten sonra içilsin, iç olsun. sonradan acımasın diye en başta hiç acımamak gerekmektedir. kalb ülkesi, küreselleşen dünyamızda, kendi kendine yetebilen nadir ülkelerdendir.