.
ilhamla başlayıp ilhamla devam ettiği hâlde, yani evet şu an gördüğün kar gibi, maddesinin sabit olmadığını bilip de kalbi ordan oraya konuyor, öyle biri. ama insan, ‘bir şey acır içimde bu göğsüme ne kattın?’
hani o okuduğumuz, sanki burada bir tutsakmış gibi kıvrananlardan değil de, burada bitirilicek işlerin, söylenecek şarkıların, yürünecek sokakların, dinlenecek kalb atışların varmış da henüz, az sonra evet seni almaya gelebilirler, her ân gelebilirler, her ân, hadi gel diyebilirler ve sen bu hâlden daha da güzelleşmelisin gibi. yoksa en büyük yokluğu bilmekten geliyorum. ben seni bilmek değil sana inanmak istiyorum. bak kelimeler bir anlama gelmiyor, bunu da demek istemedim, nasıl hissediyorsan oradan, şah damarımdan, kalb odalarımdan.
onunçün, sükûnla başlanılan her güne, her saniyeye, her taneye, sen bana kendinden nasıl üflediysen öyle üflüyorum. yaptığım her işe. bi’ gün kaybolursam bile beni en çok sana benzeyen yerlerimden bulup bulup da yanına alıp ‘çok korktun mu ki?’ diye soracağına imân etmişim.
tamam. sakin. mühlet. sen beni yanına alana kadar. güzelleşirim.