.

Tramvayda yine bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Onca elbisenin altında var mıyız belli değil yoksa yok muyuz. Ayağımız toprağa toprak olduğunu bilerek basıyor. Hiçbir şeyden emin değiliz ‘zamanlar hummalı’. Vitrine konmuş kocaman tv’lerden gördüğümüz kadarıyla dünya karmakarışık. Hâllerimizden bilmeye çalıştığımız kadarıyla zaten ne zaman karmakarışık değildi ki. Bana eşlik eden o’na, sessizliğine ve sakinliğine inanarak ‘oysa dünyaya sırtını çeviren benim gibi birinin zihninde’ dedim. Hiç istifini bozmadan, sanki ‘hiç olmamış gibi’ ”Dünya zaten ‘alçak’ demek bilirsin” dedi. Hiç bilmiyormuş gibi şaşırdım. Hayretimden eve kadar nasıl üşüdüğümü anlamadım.
