‘beni kınama arkamdan ağlama’
her âhın bir çığırtkanı da var, yanında bitiyorlar, vicdânınıza seslenicek ya, mesajın yerine gittiğinden emin olmalı. tam garanti sıfır güven. sene ocak 2011. istisnasız dünya böyle tarih böyle. her ânın, hatırlatılması değil hatırlanması, içe atılması değil iç olunması gereken. al tut evet evet o, şimdi ateş parçası ama yok yeter ki senin iç’in yanmasın de mi. dün ‘çokgüzeldi güzel bi tepki verdik’ diye yumruğunu sallıyor hatta sanatını yapıyor ne facia. sonra arkadaşlarıyla muhtelif yerlerde insan konuşuyor a afedersiniz insan diyil antropoloji. insan, merhamet, vicdan bunların hepsi bir terminolojinin parçası. eved, siz bunlarla oyalanın biz zulmu çekeriz. yaradanına verdiği sözden dönenden başka birşey beklenmez ki zaten, istemem de, ekmeğini, çayını, çorbasını. isterdim şunu: “Mutluluk üzerine bir cümle söylemeyi düşünüyorum. Çelişmesiz ve imla kurallarına da uyabilsin. ‘Aniden açılıyor kapı, içeriye kim girse beğenirsiniz’ gibi başlayan, otuz kişilik koğuşta kömür gibi yatıyorum. Bu bindokuzyüz yetmiş yılında ben nerdeyim.”(A.C.Z. Yaşamak) bu ikibinonbir yılında ben nerdeyim.