maya imya aglaya


olana kadar içinden tekrarlamalısın
mayaimyaaglaya@gmail.com


hiçbirşey olmamış gibi hissi

araya bişeylerbişeyler girmiş neticede insan bu hergün neler okuyoruz gastelerde içimizden bişeyler kopuyor sanki hani 1000 yılın en büyük buz kütlesi kutublardan kopmuş da hepimizin kurtulmak için ağrı dağına çıkması gerekiyormuş gibi hepimizin kurtulmak için bir nasuhmahruki olması gerekiyormuş gibi sanki ‘nuh tufanı reloaded’ ve sanki helâk olmak üzere olan bir kavmin mucize beklemeden imân etmiş son insanıyız gibi ama sonra kıpırtı yok az önce kopan buzul bu buzul diyil az önce helâk olmamış kavim yok yok o ay sanki ortadan ikiye bölünmedi di mi az önce böyle roman bitince insanın içine çöreklenen his sanki o kahramanlar hiç yaşamamış o zaman o mekân o pür telâşlık hiç olmamış ‘hiçbirşey olmamış gibi’ bir his.

işte ‘roman neden var’ı tartıyorduk öylesine tarihsel bağlamda eyleniyorduk/sabrediyorduk sonra şöyle düşündük “belki de tanrı romanı sırf bu his yüzünden yarattı bunun adına şey mi desek hiçbirşey olmamış gibi hissi.” hakkaten hiçbirşey olmamıştı ama hepbirşey olmuştu peki bunun adı ne ki adem’e öğretilmişse eğer bütün isimler ne ki bunun adı şimdi.

sonra akşam o ‘biri’ o cândan parça şunu yazmış: “bazen de işten eve gelirken şunu düşünüyorum, konuşamadığın bir insanın bu şehirde seni en çok seven birkaç kişiden biri olması ne garip.”

evet ya hû, son kitabınızı daha başka daha berrak bir heyecanla okudum. bu bir gerçek. gerçek bir bu. bir bu gerçek (bültenlerden eylemlerden işlerden okullardan konserlerden hastanelerden dönerken):

hiçbirşey olmamış gibi hissi. şimdi bunun adı bu.